Cilt bakımına meraklıysanız, muhtemelen retinol, retinoik asit, retinoid ve retinal gibi terimlere sıkça rastlamışsınızdır. Peki, bu terimler ne anlama geliyor, aralarındaki farklar neler, ne işe yarıyorlar ve nasıl kullanmalısınız? Bugün, bu popüler bileşenleri inceleyeceğiz. Bir dermatolog olarak, size bilimsel bir bakış açısıyla, ama aynı zamanda kolayca anlaşılabilir bir şekilde bu konuları anlatacağım.
RETİNOİD şemsiye bir terim. Retinol, retinal ve retinyl palmitat bu şemsiye terimin altında yer alıyor. Retinoidler cilde sürüldüğünde direkt etki gösteremiyorlar. Önce retinoik asite dönüşmeleri gerekiyor. Çünkü biyolojik olarak aktif olan, cildimizde retinoid reseptörlerine bağlanıp da hücre içinde etki gösterecek olan retinoik asittir.
Retinoik asit sadece dermatologlar tarafından reçete edilen en güçlü A vitamini. Meraklısı için hemen bahsedip geçelim; tretinoin olarak da biliniyor.
Kozmetik sektöründe retinoik asit değil retinyl palmitat, retinol ve retinal kullanımına izin var. Güçleri birbirinden farklı. Bu da retinoik asit’e kaç adımda dönüşebildikleriyle ilgilidir.Bunu kahve benzetmesiyle anlatmaya çalışalım.
Peki neden bu kadar çok konuşuluyorlar? Tabii ki etkileri yüzünden. Ben retinoidleri İsviçre çakısına benzetmek mümküdnür.. Birden fazla etkisi bulunur. Ama bu etkiyi anlayabilmek için önce cildin yapısını konuşmamız gerekiyor.
Cildi yukarıdan aşağıya bir dilim gibi kesip şöyle karşıdan baksak. Üstte epidermisi, altında dermisi, onun altında da cilt altı yağ dokusunu göreceğiz. Cildimizin en yüzeysel tabakası olan Epidermis her 21-28 günde bir yenileniyor. Bu nasıl oluyor? En alttaki hücreler yavaş yavaş yüzeye doğru seyahat ediyor. En üste çıktıklarında artık canlı hücreler değil, ölü hücreler bunlar. Derinin en üst tabakası ölü hücrelerden oluşuyor ve sonunda ciltten kopup dökülüyorlar. Biz yaş aldıkça bu süreç yavaşlıyor. En alt tabakadan en üste ulaşma süresi uzuyor. Bu yüzden cildimiz yaşla pürüzsüzlüğünü kaybediyor, mat ve cansız bir görünüme sahip oluyor.
Alışma evresinde önce nemlendiriciyi tıpkı bir tampon gibi cilde yedirmek, ardından bu tamponun üstüne retinolü uygulamak çok doğru olur. Nemlendirici retinoid’in neden olacağı tahrişi azaltır ve yavaş yavaş retinoid’e cildinizi alıştırır.
Göz çevresi için üretilmemiş bir retinoid serum ya da kremi derinin çok ince olduğu göz çevresine değdirmemek gerekmektedir.. Aynı şekilde ağız etrafında çok hassastır. Bu nedenle ağız etrafına yanaklarınıza uyguladığınız retinol serumu değil, göz çevreniz için uyguladığınızı kullanmak daha doğrudur. Boyun da aynı şekildedir. Deri çok ince. Serumlarınızı boyuna ve dekolteye kullanabilirsiniz diyoruz ama iş retinoidlere gelince sadece göz çevresine uygun olanları boyun ve dekolte için kullanmak gerekir.
Peki, retinol serumu sonuç olarak nerelere uygulayacağız? Yanaklar, burun, alın ve dikkatlice çene bölgesine. Nazolabyallere, maryonetlere ve bıyık bölgenize kaçırmamaya dikkat edin. Aksi takdirde pul pul soyulacaktır.
Retinoidlerin farklı farklı güçleri var. Herkes maksimum fayda için en kuvvetliden başlasa ne olur diye düşünebilirsiniz:
Anlamamız gereken en önemli konu cildimiz için en iyi olanın, en güçlü retinoidi kullanmak değil, istikrar olduğu. En güçlü retinoidi her gece kullanmaya başladığınızda cilt tahriş olacak ve isyan edecek. Zayıf ya da orta güçlü bir retinoid’i haftada bir gün yıllarca kullanmak; haftada 4 gün kırmızı ve soyulan bir ciltle aralıklı kullanmaktan çok daha etkili.
Fayda görmek için istikrarlı bir şekilde düzenli olarak kullanmak ve cildin doğal süreçlerini iyileştirmesini beklemek gerekiyor. Reçetesiz, yani kozmetik kullanım onayı olan retinoid’lerde bu etkiyi 4-5 ayda görmeye başlayabiliriz. Retinoid’in gücü arttıkça ya da reçeteli kısma kayıldığında etki 2-3 ayda görülebilir.
Yeni başlasam nasıl yapardım? Haftada 1 gün kullanmakla başlardım. 1-2 hafta sonra haftada 2’ye çıkmaya çalışırdım. Cilt tolere ettikçe kullanım sıklığı da artar. Cilt tahammül edebiliyorsa retinoid’in daha güçlü olanlarına geçilebilir. Ama cildiniz buna izin vermiyorsa bu retinoid konusu sizin için kapandı anlamına gelmez. Cildinizin tolere edebildiği nazik bir retinoid’i yıllarca düzenli kullanmak gayet güzel bir etki sağlar.
Günün hangi vakti kullanacağımız. Retinol, ışığa duyarlı bir bileşendir. Bu yüzden akşam kullanılmalıdır. Ayrıca, gece uykuda cilt yenilenmesi sırasında en etkili şekilde çalışır.
Mutlaka güneş koruyucuyla kullanılmalı. Cildiniz güneş ışığına karşı daha hassas olabilir.
Retinol hakkında bir yanlış inanışla kapanışı yapalım. Zannedilenin aksine, cildi inceltmez. Tam aksine, dermis’teki kolajenin yoğunluğunu artırdığı için cildi kalınlaştırır. Uzun vadede cilt yaş aldıkça daha taze görünür.
Sonuç Olarak:
Retinol, retinoid ve retinal, cilt bakımında güçlü araçlar. Bu bileşenler, cilt yenilenmesi, yaşlanma karşıtı etkiler ve akne tedavisinde çok etkili olabilir. Ancak, her cilt farklı ve bu tür güçlü bileşenleri kullanırken dikkatli olmak önemli. Başlangıçta düşük dozlarla başlamak, cildinizi tanımak ve güneş koruyucuyu ihmal etmemek en önemli adımlar arasındadır.
Daha fazlasını öğrenmek için YouTube kanalımızdaki videoyu izleyebilirsiniz.
Dr. Sadiye Kuş
Dermatoloji Uzmanı
Dr Sadiye Kuş, doğal güzelliğin korunması için çalışan bir dermatoloji hekimi. Doğru yaşam seçimleri, cilt tipimize ve cildin ihtiyaçlarına uygun bir cilt bakım rutini ve kozmetik işlemlerle cildin uzun ömürlü sağlığının korunmasını savunuyor. Güzelliğin gençlik ya da günümüzde dayatılan güzellik kriterleriyle özdeş olmadığının ve doğal güzelliğin her yaşta korunabileceğinin altını çiziyor.